Haluk Bulucu
30 Nisan 2022
Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu hem çok güzel, hem de bu kritik durumu büyüklerimizden miras aldık, çocuklarımıza, torunlarımıza miras bırakıyoruz. Onları başka bir dünya bekliyor, işleri kolay değil. Ancak kurallara uyarlarsa, kendilerini çok güzel bir gelecek bekliyor onları.
Her zamanki hayalperest yanımla, yeni mezun gençlerden beklentilerimi bir yerlere yazmışım. Bu görüşler belki yanlıştır, zamanın gerisindedir. Her halde, Milli Eğitim Bakanlığımız çok daha iyi bir nesil yetiştirmektedir. Ben, yine de yazmak ve içimi boşaltmak istedim.

Liseden yeni mezun olanlarda temel değerler olarak şunu görmek istemişim:
- Vatansever,
- Özgüvenli,
- Alçak gönüllü,
- Vefalı
- Yardımsever,
- Hoşgörülü,
- Tüm inanış, din ve kültürlere saygılı,
- Neşeli, yaşamı seven,
- Kendisinin de başkaları tarafından ezilmesine izin vermeyen, haklarına sahip çıkan,
- Yüksek ahlak değerlerine sahip,
- Araştıran, sorgulayan,
- Yaşamdan keyif alan,
- Öncelikle kendisini, sonra çevresini tanıyan, seven, koruyan
- Bilgili
- Temiz toprağın, temiz suyun ve temiz havanın önemini çok iyi bilen
- Topluma olan sorumluluklarını bilen,
- Yukarıda yer alan her hususta yoğun uygulamalarda bulunmuş.
Uygulamalarda, Türk liseleri mezunu olan çocuklarımızın temel vasıfları konusunda biraz detaylara girelim:
- Sürekli ve hızla okuyan, öğrenen,
- Uyuşturuculardan çok uzak,
- Vücudunu tanıyan,
- İlk yardımı bilen, uygulayan,
- Seyahat eden, bunun için mütevazı bir bütçenin yeterli olduğunu bilen,
- Bitkileri bilen ve yetiştiren,
- Hayvanları bilen ve saygı duyan,
- Müzik bilgisi olan, en az bir çalgı aleti çalan,
- Tarih ve coğrafyayı çok iyi bilen, üzerinde bulunduğumuz toprakların nasıl bir hazine olduğunu gören ve bilen, sürekli öğrenen,
- Spor yapan
- İzcilik,
- Yüzme,
- Atletizm
- Basketbol ve vücuda faydalı diğer sporlar.
- Güzel Türkçe’nin yanı sıra İngilizce (şimdilik evrenensel olarak kabul gördüğü için), Arapça, Rusça, Yunanca, Ermenice, Kürtçe gibi komşu ülkelerin dillerinden en az 3 (üç) dili anlayıp, okuyup, yazabilen,
- Güzel, anlaşılır konuşan,
- Hızlı okuyan ve aklında tutan,
- On parmak klavye yazabilen,
- Not tutan ve takip eden,
- Sürekli mektup/e-posta yazan ve dosyalayan,
- Rapor yazabilen,
- Telefonla düzgün konuşabilen,
- Topluluk önünde konuşabilen,
- Bilgisayarı her şekilde kullanan,
- Dünya dışını da merak eden, araştıran
- Sorgulayarak öğrenen
- Analiz eden
Dün ve bugün gelen önerileri de kısaltarak aşağıya alıyorum::
-
Bizlerin döneminde ihtiyaçlar farklıydı, o bakımdan sanki bu dönemin ihtiyaçları arasında o dönemde hiç eksikliğini hissetmemiş olabileceğimiz maddelerin bulunmasını da yadırgamamalıyız diye düşünüyorum.
-
Dünya eskisine göre bugün çok daha hızlı değisiyor; yeni koşullara kolaylıkla adapte olabilir olması mutlaka gerekli olacaktır.
- Elektronik ve bilgisayar vukufiyeti
- Bu hıza ayak uydurabilecek en azından temel bir altyapıyla başlaması gereken insanlar lazım . Mesela bir astsubayımız lise mezunları arasından seçiliyorsa en azından İHA-1 seviyesinde pilot olması lazım, Bunu endüstri 4.0'dan başlayarak belirli bir seviye farkındalığa sahip olma konusuyla bağdaştırabileceğimizi düşünüyorum. Yani bu insanlar liseden sonra sanayide bir otomobil tamirhanesinde çalışmayı düşünmüşse, birkaç yıl sonra bu iş kolunun ortadan kalkacağını da biliyor olmalı ki, yolunu doğru çizebilecek bir altyapıya sahip olsun.
- Kitap okuyabilen ve
- Belli bir ciddi konuya, uzun süre odaklanabilecek yapıda olmaları,
- Herhangi bir konudaki bilgiye, en hızlı bir şekilde erişebilmek için gerekli beceriye sahip olmaları,
- Disiplinli bir şekilde, farklı veri kaynaklarından bilgileri süzebilmeleri
- Liselilerin, her gün öğrenerek ve gittikçe daha başarılı olacak şekilde yetişmeleri gerekir,
- Özellikle ABD'de dostlarımın yaşam tarzlarından görüp düşündüğüm konulardan biri, eğitimin mutlaka merkezi ve kurumsal bir yapıu üzerinden verilmesinin gerekmediği konusu idi. Bence biz yine kurumsal eğitime önem vermeliyiz, fakat şartlar uymuyorsa bu durumda çocuklar evlerinde (devlet tarafından konulacak bir program dahilinde... Belki özel hocalarla, ailesinden biri tarafından ya da kendi kendine....) eğitim alabilir belki de,
- Felsefe, inanç ve din konularında ezbere bilgiler yerine inancını sorgulayabilir ve yeniden inşa edebilen bir altyapıya sahip olmaları, Anadolu'daki hoşgörü kültürü dinsel bakış açılarını satır aralarında çok fark yaratan özellikte etkilere sahiptir.
- Merhametli, sevgi dolu olmaları,
- Kız erkek, her gün erken yatan, erken kalkan, disiplinli şekilde, spor ve egzersiz yapan,
- Birbirine içtenlikle selam vermesini toplumsal bir görev bilen,
- Uzak doğu savunma sanatlarında olayın felsefesine de hakim, en az bir silahı kullanabilen zihnine ve bedenine olabildiğince hakim. Bu biraz Türk kültürüne de hitap edebilecek bir madde olarak algılansın. Silah, kültürümüzün bir parçasıdır, düzgün öğretebilirsek belki de düğünlerde hayatını kaybeden insanların sayısı da azalabilir. (Ne acı...)
- Türk diline hakim olmaları, derdini anlatabilecek şekilde iyi konuşabilmeleri,
- İyi bir el yazısına sahip olmanın mutluluğunu duyacak insanlar olarak yetişmeleri, (MSÜ'nde derse giriyorum, klasik sistemle hazırladığım soruların bulunduğu sınavları okumada karşılaştığım sorunlardan gençlere bahsettiğimde mahçup oluyorlar. Bunun ilk-orta okulda ve lisede halledilmesi gerekir.) El yazısı aslında çok şeydir...
- Küstahlık veya çok bilmişlik olmamak kaydıyla gençlerin her konuda biraz birşeyler biliyor ve gerektiğinde konuşmayı çevirebiliyor olmaları önemlidir, (Köy enstitülerinde öğretilenler türünden hayat dersleri bu açıdan önemli diye düşünüyorum..)
- Mümkünse bir enstrüman çalabilmek hayatta birçok şeyi değiştirebiliyor. Bunu güçlü bir şekilde tavsiye ediyorum. Ama ilgisi olmayana da ilgisi doğrultusunda birşeyle uğraşması öğütlenebilir. Mesela güzel yemek yapabilir, resim yapar, el işleri yapabilir, ya da ağaç işleriyle ilgilenir. Siz de katılırsınız ki, sevilerek yapılan her branş hayata olumlu katkı sağlıyor.
- Mutlaka üniversite mezunu olmayı kafasına koymuş çocukların durumu, biraz da ailelerinin etkisinden çıkamamış ve hala onların rehberliğine çok büyük oranda ihtiyaç duyan kişiler olduğunu düşündürüyor.. Doğrusunu söylemek gerekirse, bizler de bu yanılgıya düştük ama bu bir sağlamcılık değil... Çocuklar lise veya meslek okul mezunu olarak da kendi sevdikleri güzel işlerde çalışabilirler. Bunu bu şekilde kabul etmek bile toplumda bu insanları bir adım öne çıkartır diye düşünüyorum..
- Ben, kız ya da erkek öğrencilerin lise çağlarında mutlaka faydalı olduğunu hissedeceği bir yerde küçük harçlıklar karşılığında çalışmalarının çok faydalı olduğunu düşünüyorum mesela...
- Bu çocuklar hayata enerjilerini yansıtabilmeleri için az yiyecekle, az giyecekle, minimalist yaşam tarzını esas alarak yaşayabilmeli ve gerçek hayatın tadının (en azından bir kısmının) aslında bir takım eksikliklerin hissedildiği ortamlarda yaşanan zaman dilimlerinde alınabileceğini bilmelidirler. Bunu hissetmenin çok değerli olduğunu ve mutluluğun bu tarzda olduğunu düşünürüm..
- Mevcut teknolojinin sağladığı imkanlardan azami faydalanılmalı ancak telefon ve internete esir olunmamalıdır. Belki yorucu bir günün sonunda kafa dağıtmak için telefondaki mesajların detayıyla incelenmesi yerine kırlarda dolaşmayı seçmek ya da yabancıların charity dedikleri faaliyetlere karşılıksız olarak katılıp topluma faydalı olmanın heyecanıyla yorgunluğunu unutmak daha değerli olabilir... (ABD'de kurs için bulunduğum sırada hafta sonları bizleri isteğe bağlı olarak araba yıkamaya götürürlerdi.. Kazanılan paralar kimsesizlere bazen de kiliseye veriliyormuş...
- İzcilik vb. faaliyetler
- İnsanların parayla olan ilişkilerini küçük yaşlardan itibaren sağlıklı bir şekilde yapılandırılması gerekir. Birşey üretmenin değerini de hatırlatacak şekilde yapılacak bu eğitim, bir nevi eğlence mahiyetinde olmalı. Pazarda küçükken sun satmış bir çocuk, bazı şeylerin daha çok farkında olabiliyor mesela... Birkaç yıl önce bir Amerikan firmasının Türkiye'deki uzantısında çalışmaktaydım. Çok sık gidip gelmelerimde ticaretin öğretilmesi örneklerine rastlamıştım. Ticaret yapmayı, iletişim kurmayı bilmeleri önemlidir. Geniş çilek tarlalarının sahibi olan iş adamları, paraya ihtiyacı olmadığı açıkça belli olan kendi küçücük çocuklarına yoldan geçenlere çilek satışı yaptırıyorlardı. Çocuklar bu yolla ticaret yapmayı öğreniyorlar ve iş adamları da bu şekilde yetişiyor. Böylelerinin mutlaka çok okul okumasına da gerek olmayabilir.
- Algoritma hazırlama konusunu bugünün eğitim basamakları açısından önemli buluyorum. Bir nevi doğru düşünmeyi ve standart düşünme tarzını, matrisini öğretiyor. Herkese bu dersin verilmesi, bu yolla kendini bulacak olan birçok gence faydalı olur kanaatindeyim..
- Temel bazı meselelerde asgari seviyede bilgi sahibi olunması, millet ve devlet olmanın, bu kültürün insanı olmanın gereğidir. Burada örneğini vermeyeceğim ama bizi birleştiren, kültürel ve duygusal kaynaklar yapan her konu bu kapsama sokulabilir..
- En az bir şeyi çok iyi yapabilmek de arkadaşımın yazdığı bir madde.. İstediğiniz şekilde hayat geçirebilirsiniz. Ama bunu yaparken kendisi de mutlu olmalı ve bu yeteneğini göstermekten de zevk almalı tabii..
- Vatandaş, devlet, millet, halk, bağımsızlık, hükumet, vatan, bayrak, demokrasi, insan hakları, vb. kavramları, Türkiye ve Dünya tarihi ile birlikte öğrenmiş olmaları, yurt içi, yurt dışından gençlik enerjisini kullanmaya çalışanlara kolay lokma olmamaları.. Bence bu da çok değerli, çünkü bunları bağımsız bir şekilde öğrendiğinizde sorgulama yeteneğiniz de yerine oturmaya başlıyor sanırım...
-
Hayalperest
- Hayal kurabilen
- hayalini amaçlandırarak eylemleştirebilen
- hayali için karşısındakini ikna ederek işbirliği yapabilen
TR
EN
Yazar: Savunma Dünyası