Sayın Cumhurbaşkanımıza hitaben, kamuya açık olarak yazdığım, bir kopyasını da CİMER’E de yolladığım 16 Mayıs 2022 tarihli yazımda kısaca diyordum ki “ Sayın Cumhurbaşkanım, Akkuyu’da yapılan ve ilk ünitesi ‘2024 yılında’ faal hale geleceği söylenen nükleer enerji santralı inşaatını durdurun” (https://www.savunmadunyasi.com/akkuyu-nukleer-santrali-uzerine-cumhurbaskani-miza-acik-mektubumdur-174 ).

Resim 1: Akkuyu nükleer santralına ait temsili bir yapıt
“ Rusya, ABD veya Çin ve birçokları ile çeşitli sebeplerle aramızı bozabilecek bu inşaatı, tek taraflı bu anlaşma üzerinden yapmayın” dedim, ama herhalde, beceriksizliğim nedeniyle sesimi galiba duyuramadım. Sayın Cumhurbaşkanım, yanlış veya doğru olan o yazıyı, mutlaka okuyun derim... Çünkü Krezüs gibi, Büyük İskender gibi, Bodrum’lu Homeros gibi, Fatih Sultan Mehmet gibi, Mustafa Kemal Atatürk gibi bu toprakların yetiştirdiği büyük kişileri tarih yazdığı gibi, önümüzdeki yıllarda da tarih bu günleri de yazacak. “Tarihi, kazanan taraf yazarmış”; öyle diyorlar.
Kendi, kendime dedim ki “bir vatandaş olarak ben, derdimi Cumhurbaşkanımıza da duyuramıyorsam, artık ne yapsam nafile”.
Baktım, benim ülkemin savunması hakkında yazdığım yazılar, yetkili kişiler tarafından okunmuyor; CİMER’e bile bir kopya göndermem kaale alınmıyor; tuttum ben de bari “evreni” araştırayım dedim. Aşağıdaki ve takip edecek yazılarım böyle ortaya çıktı!
Allah için, benim Epikür ile, Einstein ile, Niels Bohr ile, Stephen Hawking ve onbinlerce uzmanla aşık atacak halim yok. Bilgi ve akıl düzeyim de, o kişilere göre, çok ama çoook gerilerde kalır. Bu gerçeği kabul edip, evren üzerine düşünceler ileri sürüp, sorular sormaya başladım. Çünkü bir tek gücüm var, o da yalan-yanlış soru sormak ve öğrenmek için cevap beklemek.
Ben garip bir kişiyim. Hep böylemiydim, bilemiyorum. Zaman ilerledikçe daha da hayalci, uçuk-kaçık bir tip oldum. Belki de yaşım nedeniyledir ( https://www.savunmadunyasi.com/bir-ask-hikayesi-94 ).
Biliyorum yanlış olabilirim, ama zaten bir teori bile değil anlatacaklarım; onlar sadece düşünceler dizini. Zaten bilim adamı da değilim.
Düşüncelerim şurada başlıyor:
- Bizler, yani insanlar, kendimizi birşey zannediyoruz!!! Dini anlayışımız ne olursa olsun, lçten içe kendimizi pek büyük sayıyoruz.
Halbuki, bizden büyük ve çok küçük canlılar da var. Mesela, mavi balinalar 30 metre boyunda imişler. Bir de küçük varlıklar var. Hiç sivrisineklerin, karıncaların yakından çekilmiş fotoğraflarına baktınız mı? Muhteşem detaylı bir vücutları var. O halde onların da, çok daha küçük ve işleyen canlı alt sistemleri de var.

Resim 2: Sivrisinek başından bir örnek
Bu dostlar bize baktıklarında, devasa bir varlık görüyorlar sanırım.
Halbuki, ortada bir de atom gerçeği var. “Bilinen en küçük nesne olan bir atom’da, elektronlar ve protonlar ile nötronlar varmış. Elektronlar negatif elektrik yüklüymüş ve merkezdeki protonların etrafında dönüyorlarmış” falan, filan… Şimdi sıkı durun, en basit element olduğu belirtilen hidrojen’de bile bir elektron’un, çekirdek denilen proton-nötron ikilisine göreceli uzaklığı bir futbol sahası boyutundaymış!!! Ne? Yanlış mı yazdım? Atomlar en küçük parça değil mi???!!! Onlardan da küçük nesneler mi var?
Bakın neler diyorlar? “En küçük bir atomun içindeki boşluk oranı %99.9999999999999 imiş. Geri kalanı ise çekirdek ve elektronlarmış!!!. Yani eğer yeryüzünde yaşamakta olan her insanı oluşturan atomların içindeki boşluklar çıkarılmış olsaydı, dünyada “yaşayan 7.5 milyar insanın tamamı bir elmanın içine sığabilirmiş”! Vay canına…
Yahu biz tek bir atomdan bahsediyoruz. Evrende trilyonlarca galaksi, her galakside de trilyonlarca yıldız ve gezegen varmış, uzmanlar öyle diyor. Demek ki evrendeki tüm katı varlıkların oranının %1 denilmesine şaşmamak gerek. Geriye kalan boşluk ise “kara enerji” ve “kara madde” imiş.
- Vallahi dostlar, galiba evrenin sonsuzluğu kavramı çöpe atılacak gibi. Sayemiz de!!! Çünkü bilim adamları evrenin, sonsuz oluşunu tartışırlarken, madde olarak da alt sınırı belirlemişler gibi!!! Madde olarak evrenin en küçük parçaları, atomları oluşturan en küçük parçalarmış.
Sonuç
- Uzay, göreceli olarak çok, çok küçük ve çok, çok büyüktür!!!
- Atomlardan da ama çok, çok daha küçük yapıtaşları da olmalıdır.
- Ben derim ki, bizler bir atom boyutunda olsak acaba elektron, proton vs. bize nasıl görünürdü? Elektronları, protonları incelemek için bir uzay aracı gönderirmiydik? Atomlardan çok ama çok daha küçük yapıtaşlarını bulmaya çalışırmıydık?
- Velhasıl demek istediğim o ki,
- Akkuyu nükleer santralı inşaatı hemen durdurulmalı ve bu işler milli ellere bırakılmalıdır. Bizim millet, bir yerlere akın- akın göç etmek yerine, bu güzel teknolojinin de üstesinden gelir; doğacak borçların da altından kalkar (https://www.youtube.com/shorts/HcdwuECCWcc )

Sevgi ve saygılarımla
Sait Haluk Bulucu
Bir vatandaş
TR
EN
Yazar: Haluk Bulucu